Değerli Üyelerimiz,
Yeni milleniyumda ilk 10 seneyi geride bıraktık. Sizlerin 2010 yılının mutluluk, sağlık, başarı ve huzur dolu olmasını diliyoruz.
Amerika’da yapılan bir ankette, hekimler yeni milleniyumun ilk 10 senesinde, en ilgi çeken tıbbi gelişmeleri şu şekilde sıralamışlar:
1. İnsan genom projesi,
2. Kardiyovasküler mortalitede %40’a varan azalma,
3. Özellikle kalp hastalıklarında kök hücresi uygulamaları ile ilgili araştırmalar,
4. Doktor ve hastaların yaygın informasyon teknolojisi kullanımı ve bilgiye internet aracılığı ile ulaşım,
5. Sigara/tütün karşıtı yasalar ve toplumda tütün kullanımını azaltmaya yönelik kampanyalar, 6. Minimal-invasif ve robot-yardımı ile cerrahi girişim,
7. Kanserde hedefe yönelik (targeted) tedaviler,
8. HIV/AIDS’te kombinasyon tedavisinin uygulanması ve başarısı,
9. Kadınlarda"hormon yerine koyma tedavisinin" neden olabileceği kalp ve kanser riski,
10. Fonksiyonal MRG ile ilgili araştırma ve uygulamalar.
Gerçekten, bu kadar kısa bir süre içinde, her biri çok önemli gelişme olarak kabul edilebilecek bu çalışmalar, bizim ülkemizde de bazı araştırmalarda ve klinik uygulamalarda yerini bulmuş veya bulmak üzeredir. Ancak hiçbirisine özgün olarak katkımız olduğu söylenemez. İç Hastalıkları uzmanları olarak bu konuları yakından izlemek ve kanıta-dayalı uygulamaları ile hastalarımızın sorunlarına daha iyi çözümler bulmak ve onların aldıkları sağlık hizmeti kalitesini ve yaşam kalitelerini yükseltmek ana amacımız olmalıdır.
Yeni milleniyumun ilk 10 senesinde bizde ne oldu diye bakar isek, hem bazı iyi uygulamaları, hem de bizleri oldukça sıkıntıya sokan veya sıkacak bazı gelişmeleri hatırlarız. Son 10 yılda, sağlık hizmeti sunumunun (hastaneler ve poliklinikler) tek çatı altında toplanması, aile hekimliği sisteminin getirilmeye çalışılması, sosyal güvenlik kanunu çerçevesinde genel sağlık sigortası uygulaması, ilaca ulaşımın kolaylaştırılması, hekime ulaşımın kolaylaştırılması (!), performans sistemi, hizmetin ön plana çıkarılması, sigara/tütün kullanımı ile ilgili yasanın çıkarılması, özel sağlık sektörünün önce teşvik, sonra kontrol altına alınması, tam gün hizmet yasası çalışmaları gibi oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Bunların bazıları hemen herkes tarafından olumlu bulunmuş, bazıları ise tartışmalara yol açmıştır. Son dönemde de H1N1 grip pandemisi tüm tartışmaların önüne çıkmıştır. Anlaşılacağı gibi biz hala sistemi tartışır durumdayız!
Bugün tüm dünyada sağlık sistemleri tartışılmaktadır. Sağlık harcamaları en yüksek olan Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık reformu tartışmaları tüm hızı ile devam etmektedir. Sağlık hizmeti iyi olarak kabul edilen çoğu ülkelerde (Kanada, Avustralya, Fransa, İngiltere de dahil olmak üzere) toplumun büyük bir kısmı (%60) kendi ülkelerinde uygulanmakta olan sağlık sisteminin değiştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak o ülkelerde sağlıkta değişim veya reform kararları ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak yapılmaktadır. Daha bir kaç ay önce"New England Journal of Medicine" dergisinde yayınlanan bir makalede"hastaların avukatları olarak başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanları, reform programında can alıcı rol almalıdırlar. Birlikte, sağlık harcamalarının daha verimli bir şekilde yapılması kadar, sağlık hizmetinin kalitesinin iyileştirilmesi, yüksek kaliteli ve ulaşılabilir bir sağlık hizmeti için çalışmalıyız" diyor, yazar. Bizde de artık değişim, dönüşüm ve reform çalışmalarında hekimlerin, özellikle de sistemin içinde olan ve tüm sıkıntıları yaşayan hekimlerin, ön plana geçmeleri zamanı gelmiş ve geçmiştir.
İç Hastalıkları uzmanları olarak hala çözülmesi gereken sorunlarımız var. Bunların başında, eğitim ve sürekli profesyonel gelişim programları, özlük hakları, performans sistemindeki sorunlar, yan dal, genel dahiliye ayırımı veya işbirliği, iş güvencesi, çalışma koşulları geliyor! Dernek olarak bunların çözümü için değişik kurum ve kuruluşlarla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bazılarında olumlu sonuçlar alırken, bazılarında sesimizi yeterince duyuramıyoruz. Özellikle Yan Dal Uzmanlık Dernekleri ile oldukça iyi bir çalışma içine girmiş bulunmaktayız. Bunun hem derneğimizin, hem de yan dal derneklerinin üyelerinin gücünü arttıracağı kanısındayız. En büyük gücümüz sizin desteğiniz olacaktır. Yönetim Kurulu olarak daha iyi bir 10 yıla başladığımızı umut eder, sizlerin yeni yılını kutlarız.
Saygılarımızla.
Dr. H. Erdal Akalın
Yönetim Kurulu Adına
Antibiyotik Farkındalık Günü
Antibiyotikler tüm dünyada en sık reçete edilen ilaçlar arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Ülkemizde de yaklaşık 45 milyar TL'lik sağlık harcamasının içinde ilaca ayrılan pay 15 milyar TL'dir ve bunun 2 milyar TL'lik kısmını antibiyotiklere harcanan para oluşturmaktadır. Antibiyotiklerin yoğun ve uygunsuz kullanımının bir sonucu olarak antibiyotik direnci tüm dünyada halk sağlığını tehdit eden önemli bir sorun haline gelmiştir. Konunun önemini vurgulamak amacı ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi tarafından 18 Kasım "Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü" olarak ilan edilmiştir. Bugünün amacı antibiyotiklere direnç sorunu konusunda hekimlerde ve toplumda farkındalık yaratmak ve uygunsuz antibiyotik kullanımını azaltmaktır.
Antibiyotikler bakterilerin etken olduğu infeksiyonların tedavisinde kullanılması gereken ilaçlardır. Antibiyotiklerin viruslar üzerinde etkinliği yoktur. Bu nedenle viral infeksiyonların tedavisinde antibiyotik kullanımının herhangi bir yararı yoktur. Ancak tüm dünyada uygunsuz antibiyotik kullanımının en sık nedeni viral üst solunum yolu infeksiyonu geçiren kişilere antibiyotik reçete edilmesidir. Uygunsuz antibiyotik kullanımı beraberinde direnç gelişimi, yan etkilerle karşılaşma ve sağlık harcamalarında artış sorunlarını beraberinde getirmektedir. Antibiyotiklerin uygunsuz kullanımına bu hızla devam edilmesi durumunda yakın bir gelecekte, sık görülen ve ölümcül olabilen bakteriyel infeksiyonlar için tedavi seçeneği kalmayacak ve antibiyotik öncesi çağa dönüş ile yüz yüze gelinecektir. Bu durumun önlenmesi için aşağıdaki konuların özellikle vurgulanması gerekmektedir:
- Grip ve soğuk algınlığı gibi viral infeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilmemelidir.
- Antibiyotikler mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Hekim dışı kişilerin önerisiyle asla antibiyotik kullanılmamalıdır.
- Antibiyotikler doğru dozda ve doğru sürede kullanılmalıdır.
- Uygunsuz antibiyotik kullanımı, direnç gelişiminin en önemli nedenidir.
- Artan antibiyotikler ecza dolabında biriktirilmemelidir.
- Uygunsuz antibiyotik kullanımının ciddi yan etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.
- Her antibiyotik kullanımı sonrasında burun ve boğazda dirençli mikroorganizmaları taşıma ihtimalinin arttığı unutulmamalıdır.
- İnfeksiyonlardan korunmanın en etkili yolu, başta el yıkama olmak üzere genel hijyen kurallarına uymaktır.
İç Hastalıkları uzmanı, erişkinlerin doktoru! Hepinize çok teşekkür ederiz.
Dr. Yeşim Çetinkaya Şardan
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim dalı
İnfeksyon Hastalıkları Ünitesi