Akut - Kronik Böbrek Hastalığı

Böbreklerimiz Ne İşe Yarar?

Böbreklerimiz, vücudumuzdaki fazla suyu ve atık maddeleri idrar yoluyla uzaklaştıran önemli organlardır.

Bunun yanında böbrekler:

  • Vücudun su ve tuz dengesini düzenler.
  • Tansiyonun düzenlenmesine katkıda bulunur.
  • Kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleyen eritropoietin hormonunu üretir.
  • D vitamini metabolizmasında görev alır.
  • Vücudun asit-baz dengesinin korunmasına yardımcı olur.

Bu nedenle böbreklerin görevlerinin bozulması yalnızca idrarla ilgili bir sorun değildir; kan basıncı, kansızlık, kemik sağlığı, kalp-damar sistemi ve vücuttaki birçok sistemi etkileyebilir.

Böbrek Hastalığı Nedir?

Böbreklerin kanı süzme, vücudun sıvı ve mineral dengesini düzenleme veya diğer görevlerini yeterince yerine getirememesi durumunda böbrek hastalığından söz edilir.

Böbrek hastalıkları ani olarak ortaya çıkabileceği gibi uzun yıllar içerisinde yavaş yavaş gelişebilir.

Bu nedenle böbrek hastalıklarını genel olarak iki önemli başlık altında değerlendirebiliriz:

Akut böbrek hasarı (akut böbrek yetmezliği) ve kronik böbrek hastalığı (kronik böbrek yetmezliği).

Akut Böbrek Hasarı Nedir?

Akut böbrek hasarı (ABH), böbreklerin çalışma kapasitesinin saatler veya günler içerisinde hızlı şekilde bozulmasıdır.

Akut böbrek hasarında kanda kreatinin adı verilen ve böbreklerin süzme fonksiyonu hakkında bilgi veren bir maddenin düzeyi yükselebilir ve idrar miktarı azalabilir.

Akut böbrek hasarı ciddi bir durum olabilir; ancak nedeni erken bulunup tedavi edildiğinde böbrek fonksiyonları önemli ölçüde veya tamamen düzelebilir.

KDIGO'nun güncel yaklaşımında akut böbrek hasarı yalnızca kreatinin yüksekliği olarak değil, böbrek fonksiyonundaki hızlı değişiklikler ve uygun durumlarda yapısal böbrek hasarı birlikte değerlendirilerek ele alınmaktadır.

Akut Böbrek Hasarı Neden Olur?

Akut böbrek hasarının çok farklı nedenleri olabilir.

Örneğin:

  • Şiddetli sıvı kaybı
  • Aşırı kusma veya ishal
  • Ciddi enfeksiyonlar
  • Tansiyonun aşırı düşmesi
  • Kanama
  • Kalp yetmezliği
  • İdrar yollarında tıkanıklık
  • Böbreği etkileyebilen bazı ilaçlar
  • Bazı kontrast maddeler
  • Böbreğin kendi dokusunu etkileyen hastalıklar

akut böbrek hasarına yol açabilir.

Özellikle yaşlı kişiler, kalp veya böbrek hastalığı bulunanlar ve ciddi enfeksiyon geçiren kişilerde akut böbrek hasarı gelişme riski daha yüksektir.

Ağrı Kesiciler Böbreklere Zarar Verir mi?

Bazı ağrı kesiciler böbrekleri olumsuz etkileyebilir.

Özellikle ibuprofen, naproksen, diklofenak gibi nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) yüksek dozda, uzun süre veya özellikle sıvı kaybı bulunan kişilerde kullanıldığında böbrek fonksiyonlarını bozabilir.

Bu nedenle:

"Reçetesiz satılıyor, böbreğe zararı olmaz."

şeklinde düşünülmemelidir.

Özellikle kronik böbrek hastalığı, kalp yetmezliği veya ileri yaş gibi durumlarda ağrı kesici kullanımı doktorla görüşülmelidir.

Akut Böbrek Hasarının Belirtileri Nelerdir?

Akut böbrek hasarı bazen hiçbir belirti vermeyebilir ve kan testlerinde fark edilir.

Belirti olduğunda:

  • İdrar miktarında belirgin azalma
  • Bacaklarda veya vücutta şişme
  • Halsizlik
  • Bulantı
  • Kusma
  • İştahsızlık
  • Nefes darlığı
  • Uyku hali veya bilinç değişikliği

görülebilir.

Ancak bu belirtiler birçok farklı hastalıkta da görülebilir.

Bu nedenle özellikle hastanede yatan veya ciddi bir hastalık geçiren kişilerde kreatinin ve idrar miktarının takip edilmesi önemlidir.

Akut Böbrek Hasarı Tamamen Düzelir mi?

Bazı hastalarda tamamen düzelebilir.

Akut böbrek hasarının ne kadar düzeleceği:

  • Altta yatan nedene
  • Böbrek hasarının şiddetine
  • Tedavinin ne kadar erken başlandığına
  • Hastanın yaşına
  • Daha önceden böbrek hastalığı olup olmadığına

bağlıdır.

Ancak akut böbrek hasarı geçiren kişilerde ilerleyen dönemde kronik böbrek hastalığı gelişme riski artabileceğinden, böbrek fonksiyonlarının iyileşme sonrasında da kontrol edilmesi önemlidir. KDIGO'nun 2026 AKI/AKD taslağı da akut böbrek hasarı sonrasında takip ve uzun dönem böbrek riskinin değerlendirilmesine özellikle yer vermektedir.

Kronik Böbrek Hastalığı Nedir?

Kronik böbrek hastalığı (KBH), böbreklerdeki yapı veya fonksiyon bozukluğunun en az 3 ay boyunca devam etmesi durumudur.

Kronik böbrek hastalığı başlangıçta çoğu zaman herhangi bir belirtiye neden olmaz.

Hastalık ilerledikçe böbreklerin kanı süzme kapasitesi azalabilir ve vücutta atık maddeler birikmeye başlayabilir.

KDIGO 2024 kılavuzu kronik böbrek hastalığının değerlendirilmesinde yalnızca kreatinine değil, tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) ve idrar albümin/kreatinin oranı (ACR) gibi ölçümlere de önem vermektedir.

Kronik Böbrek Hastalığının En Sık Nedenleri Nelerdir?

Kronik böbrek hastalığının en önemli nedenleri arasında:

  • Şeker hastalığı (diyabet)
  • Yüksek tansiyon
  • Glomerül adı verilen böbrek süzme birimlerinin hastalıkları
  • Tekrarlayan böbrek hastalıkları
  • İdrar yollarında uzun süreli tıkanıklık
  • Bazı kalıtsal böbrek hastalıkları
  • Bazı ilaçların uzun süreli ve uygunsuz kullanımı

bulunur.

Bu nedenle diyabet ve yüksek tansiyonun iyi kontrol edilmesi böbrek hastalığından korunmanın en önemli yollarındandır.

Kronik Böbrek Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Kronik böbrek hastalığı uzun süre sessiz kalabilir.

Hastalık ilerlediğinde:

  • Halsizlik
  • İştahsızlık
  • Bulantı
  • Kusma
  • Gece sık idrara çıkma
  • Bacaklarda veya göz çevresinde şişlik
  • Kaşıntı
  • Kas krampları
  • Nefes darlığı
  • Uyku bozukluğu
  • Konsantrasyon güçlüğü

gibi belirtiler görülebilir.

Ancak belirti olmaması böbreklerin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle risk taşıyan kişilerin kan ve idrar testleriyle değerlendirilmesi önemlidir.

Böbrek Hastalığı Nasıl Anlaşılır?

Böbreklerin değerlendirilmesinde kan ve idrar testleri birlikte kullanılır.

Kan testlerinde özellikle:

Kreatinin ve eGFR

değerlendirilir.

eGFR, böbreklerin kanı ne kadar iyi süzdüğünü tahmin etmeye yarayan bir ölçümdür.

İdrarda ise özellikle:

Albümün/kreatinin oranı (ACR)

böbrek hasarı açısından önemli bilgiler verir.

İdrarda albümin bulunması, özellikle kalıcı olduğunda, böbreklerin süzme sisteminde hasar olabileceğini gösterebilir.

Bunun yanında gerekli durumlarda:

  • İdrar tahlili
  • Böbrek ultrasonografisi
  • Diğer kan testleri
  • Bağışıklık sistemi testleri
  • Genetik testler
  • Böbrek biyopsisi

gibi incelemeler yapılabilir.

Kreatinin Yüksekliği Ne Anlama Gelir?

Kreatinin, kasların normal çalışması sırasında oluşan ve büyük ölçüde böbreklerden atılan bir maddedir.

Böbreklerin süzme kapasitesi azaldığında kandaki kreatinin düzeyi yükselebilir.

Ancak:

Kreatinin yüksekliği tek başına böbrek yetmezliği tanısı koydurmaz.

Kişinin yaşı, cinsiyeti, kas kütlesi, kullandığı ilaçlar, sıvı durumu ve önceki kreatinin değerleri birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tek bir kreatinin sonucuna bakarak böbreklerin durumuna karar verilmemelidir.

Kronik Böbrek Hastalığı Hangi Evrelere Ayrılır?

Kronik böbrek hastalığı, böbreklerin süzme kapasitesine göre farklı evrelere ayrılır.

Genel olarak:

  • G1: eGFR ≥90
  • G2: eGFR 60–89
  • G3a: eGFR 45–59
  • G3b: eGFR 30–44
  • G4: eGFR 15–29
  • G5: eGFR <15 ml/dk/1,73 m²

olarak sınıflandırılır.

Ancak önemli bir nokta vardır:

eGFR'nin 60'ın altında olması tek başına her zaman kronik böbrek hastalığı anlamına gelmez; değerlendirmede en az 3 aylık süre ve diğer böbrek hasarı göstergeleri dikkate alınır.

Ayrıca böbrek hastalığının riskini belirlemek için eGFR'nin yanında idrarda albümin miktarı da değerlendirilir. KDIGO 2024, hastaların hem eGFR hem de albuminüri düzeyine göre risk sınıflandırılmasını önermektedir.

Kronik Böbrek Hastalığı Tedavi Edilebilir mi?

Evet.

Her kronik böbrek hastalığında böbrek fonksiyonlarını tamamen normale döndürmek mümkün olmayabilir. Ancak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve bazı komplikasyonlar önlenebilir.

Tedavi:

  • Altta yatan hastalığın tedavisi
  • Tansiyonun kontrolü
  • Kan şekerinin kontrolü
  • Tuz tüketiminin azaltılması
  • Uygun hastalarda ACE inhibitörü veya ARB gibi ilaçların kullanılması
  • Uygun hastalarda SGLT2 inhibitörleri gibi böbreği koruyucu ilaçların kullanılması
  • Sigaranın bırakılması
  • Sağlıklı vücut ağırlığının korunması
  • Gereksiz böbrek zararına yol açabilecek ilaçlardan kaçınılması

gibi birçok yaklaşımı içerir.

Günümüzde kronik böbrek hastalığının tedavisinde yalnızca "kreatinini düşürmeye" değil, böbrek hastalığının ilerlemesini ve kalp-damar hastalıklarını azaltmaya odaklanılmaktadır. KDIGO 2024, uygun hastalarda SGLT2 inhibitörlerinin böbrek ve kalp-damar sonuçlarını iyileştirmek amacıyla kullanılmasını güçlü şekilde önermektedir.

Kronik Böbrek Hastalığında Beslenme Önemli midir?

Evet.

Ancak böbrek hastalığı bulunan herkesin aynı diyeti uygulaması gerekmez.

Hastalığın evresine, idrarla protein kaybına, tansiyona, kan potasyum ve fosfor düzeylerine, vücut ağırlığına ve diğer hastalıklara göre beslenme düzenlenir.

Genel olarak:

  • Fazla tuz tüketiminden kaçınılması
  • İşlenmiş gıdaların azaltılması
  • Sağlıklı ve dengeli beslenme
  • Gereksiz yüksek protein tüketiminden kaçınılması

önemlidir.

"Böbrek hastası hiç protein yememeli" şeklindeki yaklaşım doğru değildir.

Özellikle ileri evre böbrek hastalarında beslenme düzeninin doktor ve böbrek hastalıkları konusunda deneyimli diyetisyen tarafından kişiye özel belirlenmesi gerekir.

Böbrek Hastalığı Kansızlığa Neden Olur mu?

Evet.

İleri kronik böbrek hastalığında böbreklerin eritropoietin üretiminin azalması nedeniyle kansızlık gelişebilir.

Bunun yanında demir eksikliği, vitamin eksiklikleri ve diğer nedenler de kansızlığa katkıda bulunabilir.

Bu nedenle böbrek hastalarında kansızlık saptandığında yalnızca "böbrekten kaynaklanıyor" denilmemeli, demir eksikliği ve diğer olası nedenler de araştırılmalıdır.

Böbrek Hastalığı Kemiklere Zarar Verir mi?

İleri kronik böbrek hastalığında kemik ve mineral metabolizması bozulabilir.

Böbreklerin D vitamini metabolizmasındaki rolünün azalması ve fosfor-kalsiyum dengesindeki değişiklikler kemik sağlığını etkileyebilir.

Bu nedenle ileri evre böbrek hastalarında:

  • Kalsiyum
  • Fosfor
  • D vitamini metabolizması
  • Parathormon

gibi değerlerin takip edilmesi gerekebilir.

Böbrek Hastalığı Kalp Hastalığı Riskini Artırır mı?

Evet.

Kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri ilgilendiren bir hastalık değildir.

Kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde:

  • Kalp krizi
  • Kalp yetmezliği
  • İnme
  • Damar hastalıkları

gibi kalp-damar hastalıklarının riski artabilir.

Bu nedenle böbrek hastalığının tedavisinde kalp-damar hastalıklarından korunmak da önemli bir hedeftir.

Her Böbrek Hastası Diyalize Girer mi?

Hayır.

Bu toplumda çok sık karşılaşılan yanlış bir düşüncedir.

Böbrek hastalığı tanısı almak diyaliz hastası olmak anlamına gelmez.

Kronik böbrek hastalarının büyük bir bölümü hiçbir zaman diyalize ihtiyaç duymaz.

Diyaliz, böbreklerin vücuttaki atık maddeleri, fazla sıvıyı ve bazı elektrolitleri yeterince uzaklaştıramadığı ileri böbrek yetmezliği durumunda kullanılan böbrek yerine koyma tedavilerinden biridir.

Diyaliz Ne Zaman Gerekir?

Diyaliz kararı yalnızca kreatinin veya eGFR değerine bakılarak verilmez.

Özellikle ileri böbrek yetmezliğinde:

  • Tedaviye rağmen kontrol edilemeyen potasyum yüksekliği
  • Tedaviye rağmen kontrol edilemeyen asidoz
  • Vücutta ciddi sıvı birikmesi
  • Tedaviye rağmen devam eden belirgin üremik belirtiler
  • Bazı ciddi zehirlenmeler
  • Böbreklerin vücudun ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeyde çalışması

gibi durumlarda diyaliz gündeme gelebilir.

KDIGO 2024, diyaliz başlama kararının kişinin belirtileri, bulguları, yaşam kalitesi, tercihleri, böbrek fonksiyon düzeyi ve laboratuvar sonuçlarının birlikte değerlendirilmesiyle verilmesini önermektedir. Bu durum çoğu zaman eGFR'nin yaklaşık 5–10 ml/dk/1,73 m² aralığında ortaya çıksa da her hasta için aynı değildir.

Bu nedenle:

"eGFR 10'un altına düştü, mutlaka bugün diyaliz başlanır."

şeklinde bir kural yoktur.

Diyaliz Çeşitleri Nelerdir?

Böbreklerin görevlerini yerine getiremediği durumlarda iki temel diyaliz yöntemi kullanılabilir:

Hemodiyaliz

Kanın bir cihaz aracılığıyla vücut dışına alınarak özel bir filtreden geçirilmesi ve temizlendikten sonra tekrar vücuda verilmesidir.

Hemodiyaliz genellikle bir damar yolu aracılığıyla uygulanır.

Uzun süreli hemodiyaliz gerekeceği öngörülen hastalarda uygun damar yolunun önceden hazırlanması önemlidir.

Periton Diyalizi

Karın boşluğunu çevreleyen periton zarı, doğal bir filtre gibi kullanılır.

Özel bir sıvı karın boşluğuna verilerek kandaki atık maddelerin ve fazla sıvının bu sıvıya geçmesi sağlanır.

Daha sonra bu sıvı dışarı alınır ve yenisiyle değiştirilir.

Her iki yöntemin de kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır.

Hangi yöntemin uygun olduğu hastanın sağlık durumu, yaşam tarzı, tercihleri ve tıbbi koşullarına göre birlikte belirlenir.

Diyaliz Ömür Boyu Devam Etmek Zorunda mıdır?

Bu durum böbrek hastalığının nedenine göre değişir.

Akut böbrek hasarı nedeniyle geçici olarak diyalize ihtiyaç duyan bazı hastalarda böbrek fonksiyonları düzeldiğinde diyaliz bırakılabilir.

Ancak ileri ve kalıcı kronik böbrek yetmezliğinde böbreklerin görevleri yeterince yerine getirilemiyorsa uzun süreli diyaliz gerekebilir.

İleri böbrek yetmezliği olan uygun hastalarda böbrek nakli, diyalize alternatif veya tercih edilen bir böbrek yerine koyma tedavisi olabilir.

Böbrek Nakli Nedir?

Böbrek nakli, böbrekleri görevlerini yeterince yerine getiremeyen hastaya uygun bir vericiden böbrek nakledilmesidir.

Uygun hastalarda böbrek nakli, uzun süreli diyalize kıyasla yaşam kalitesi ve yaşam süresi açısından önemli avantajlar sağlayabilir.

Bu nedenle ileri evre kronik böbrek hastalarında diyaliz başlamadan önce böbrek nakli açısından değerlendirme de gündeme getirilebilir.

KDIGO 2024, böbrek fonksiyonları ileri derecede azalan kişilerde, uygun olduğunda diyaliz erişiminin ve/veya preemptif böbrek naklinin önceden planlanmasını önermektedir.

Böbrek Hastalığından Korunmak Mümkün müdür?

Birçok böbrek hastalığının tamamen önlenmesi mümkün değildir.

Ancak kronik böbrek hastalığının en önemli nedenlerinden olan diyabet ve yüksek tansiyonun iyi kontrol edilmesi, böbrek hastalığından korunmada son derece önemlidir.

Ayrıca:

  • Sağlıklı kilonun korunması
  • Düzenli fiziksel aktivite
  • Sigara kullanılmaması
  • Aşırı tuz tüketiminden kaçınılması
  • Gereksiz ağrı kesici kullanılmaması
  • Yeterli sıvı alımının sağlanması
  • Böbrek hastalığı riski bulunan kişilerin düzenli kontrol edilmesi

önemlidir.

Kimler Böbrek Hastalığı Açısından Kontrol Edilmelidir?

Özellikle:

  • Diyabeti olanlar
  • Yüksek tansiyonu olanlar
  • Kalp-damar hastalığı bulunanlar
  • Daha önce akut böbrek hasarı geçirenler
  • Ailesinde böbrek hastalığı bulunanlar
  • Obezitesi bulunanlar
  • Tek böbreği bulunanlar
  • Tekrarlayan böbrek taşı veya idrar yolu tıkanıklığı olanlar
  • Böbreği etkileyebilecek bazı ilaçları uzun süre kullananlar

böbrek fonksiyonları açısından değerlendirilmelidir.

Bu kişilerde gerektiğinde kreatinin/eGFR ve idrar albümin-kreatinin oranı kontrol edilmelidir.

Sonuç

Akut böbrek hasarı, böbreklerin çalışma kapasitesinin kısa süre içerisinde bozulmasıdır. Nedeni erken saptanıp tedavi edildiğinde böbrek fonksiyonları önemli ölçüde düzelebilir.

Kronik böbrek hastalığı ise böbreklerdeki yapı veya fonksiyon bozukluğunun uzun süre devam etmesidir. Özellikle diyabet ve yüksek tansiyon kronik böbrek hastalığının önemli nedenleridir.

Kronik böbrek hastalığı başlangıçta çoğu zaman belirti vermez. Bu nedenle risk taşıyan kişilerin kan ve idrar testleriyle düzenli olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Kronik böbrek hastalığı erken dönemde saptandığında uygun tedaviyle hastalığın ilerlemesi önemli ölçüde yavaşlatılabilir.

Böbrek hastalığı bulunan her hastanın diyalize ihtiyacı yoktur.

Diyaliz, böbreklerin vücudun ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar ileri derecede çalışamadığı durumlarda kullanılan bir tedavidir ve diyaliz başlama kararı yalnızca kreatinin veya eGFR değerine göre verilmez.

İleri böbrek yetmezliğinde hemodiyaliz, periton diyalizi veya uygun hastalarda böbrek nakli böbrek yerine koyma tedavisi seçenekleridir.

Ne Zaman İç Hastalıkları Uzmanına Başvurmalısınız?

Diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalığı, obezite, daha önce akut böbrek hasarı veya ailede böbrek hastalığı öykünüz varsa böbrek fonksiyonlarınızın değerlendirilmesi için İç Hastalıkları uzmanına başvurmanızı öneririz.

Özellikle kreatinin değerinizde yükselme, eGFR değerinizde düşme, idrarınızda protein veya albümin saptanması, idrar miktarında belirgin azalma, vücudunuzda veya bacaklarınızda şişme, köpüklü idrar, kanlı idrar veya tekrarlayan tansiyon yüksekliği varsa doktor değerlendirmesi önemlidir.

Şiddetli kusma veya ishal, ciddi sıvı kaybı, ciddi enfeksiyon, idrar miktarında belirgin azalma veya yeni gelişen nefes darlığı ve yaygın şişlik gibi durumlarda akut böbrek hasarı gelişebileceğinden gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

Böbrek hastalığı tanısı aldıysanız, hastalığın hangi evrede olduğunun, ilerleme riskinizin ve böbreklerinizi korumak için hangi tedavilerin gerekli olduğunun belirlenmesi amacıyla düzenli İç Hastalıkları uzmanı takibinde olmanızı öneririz.