Şeker Hastalığı (Diyabet)

Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir?

Diyabet, kandaki şekerin (glukozun) normalden yüksek olduğu, uzun süre devam ettiğinde başta kalp ve damarlar, böbrekler, gözler ve sinirler olmak üzere birçok organı etkileyebilen kronik bir hastalıktır.

Vücudumuzun temel enerji kaynaklarından biri glukozdur. Yemeklerle aldığımız karbonhidratlar sindirim sırasında glukoza parçalanır ve glukoz kana geçer. Kandaki glukozun hücreler tarafından kullanılabilmesi için insülin adı verilen bir hormona ihtiyaç vardır.

İnsülin, pankreastan salgılanan ve kandaki glukozun özellikle kas, yağ ve diğer dokular tarafından kullanılmasına yardımcı olan bir hormondur. İnsülin yeterince üretilemediğinde veya vücut insüline gerektiği kadar yanıt vermediğinde kan şekeri yükselir. Bu durum uzun süre devam ettiğinde diyabet ortaya çıkar.

Diyabet tek bir hastalık değildir. En sık görülen şekli tip 2 diyabettir. Bunun dışında tip 1 diyabet, gebelikte ortaya çıkan diyabet ve başka hastalıklar, genetik özellikler veya bazı ilaçlara bağlı gelişen diyabet türleri de vardır.

Diyabet Ne Kadar Sık Görülür?

Diyabet günümüzde dünyada ve ülkemizde oldukça sık görülen hastalıklardan biridir. Yaşın ilerlemesi, fazla kilo ve obezitenin artması, hareketsiz yaşam tarzı ve toplumdaki yaşam biçimi değişiklikleri tip 2 diyabetin daha sık görülmesine katkıda bulunmaktadır.

Diyabet yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değildir. Günümüzde fazla kilo ve obezitenin artması nedeniyle tip 2 diyabet daha genç yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir.

Diyabet Neden Önemlidir?

Diyabet, başlangıçta herhangi bir belirti vermeyebilir. Özellikle tip 2 diyabet yıllarca fark edilmeden devam edebilir.

Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi zaman içinde damarların ve çeşitli organların zarar görmesine neden olabilir. Diyabet; kalp krizi ve inme gibi kalp-damar hastalıklarının, böbrek hastalığının, gözde görme kaybına yol açabilecek hasarların ve sinir hasarlarının gelişme riskini artırabilir.

Ancak diyabetin önemli bir özelliği vardır: İyi takip ve uygun tedavi ile bu sorunların gelişme riski önemli ölçüde azaltılabilir.

Bu nedenle diyabet tanısı konulduğunda amaç yalnızca kan şekerini düşürmek değil; aynı zamanda kalp, böbrek, göz, sinirler ve diğer organların sağlığını korumaktır.

Diyabetin Çeşitleri Nelerdir?

Diyabet birkaç farklı şekilde ortaya çıkabilir.

Tip 1 diyabet

Tip 1 diyabette bağışıklık sistemi pankreastaki insülin üreten hücrelere zarar verir. Bunun sonucunda vücutta ciddi insülin eksikliği gelişir.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde ortaya çıksa da her yaşta başlayabilir.

Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için insülin tedavisi gereklidir.

Tip 2 diyabet

Toplumda en sık görülen diyabet türüdür.

Tip 2 diyabette başlangıçta vücut insülini üretmeye devam eder ancak özellikle kas, yağ ve karaciğer gibi dokular insüline yeterince iyi yanıt vermeyebilir. Buna insülin direnci denir.

Pankreas başlangıçta daha fazla insülin üreterek bu durumu telafi etmeye çalışır. Zaman içerisinde insülin üretim kapasitesi de azalabilir ve kan şekeri yükselmeye başlar.

Fazla kilo, obezite, hareketsiz yaşam, yaş, ailede diyabet bulunması ve bazı metabolik özellikler tip 2 diyabet gelişme riskini artırır.

Ancak tip 2 diyabet yalnızca "fazla şeker yemek" nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık değildir. Genetik yatkınlık, vücut ağırlığı, yaş, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve birçok başka faktör birlikte rol oynar.

Gebelik şekeri

Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabete gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) denir.

Gebelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler nedeniyle insülinin etkisi azalabilir ve kan şekeri yükselebilir. Gebelik şekeri çoğu zaman doğumdan sonra düzelir; ancak ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet gelişme riskini artırır.

Bu nedenle gebelik şekeri geçiren kadınların doğum sonrasında da düzenli olarak diyabet açısından değerlendirilmesi önemlidir.

Diğer diyabet türleri

Bazı genetik hastalıklar, pankreas hastalıkları ve bazı ilaçlar da diyabete yol açabilir. Bu nedenle her yüksek kan şekeri olan kişinin mutlaka tip 2 diyabet hastası olduğu düşünülmemelidir.

Özellikle genç yaşta başlayan, ailede birden fazla kişide görülen veya tip 1 ve tip 2 diyabete tam olarak uymayan durumlarda farklı diyabet türleri araştırılabilir.

Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

Diyabet özellikle başlangıç döneminde hiçbir belirti vermeyebilir.

Kan şekeri yükseldiğinde şu yakınmalar görülebilir:

  • Çok susama ve fazla su içme
  • Sık idrara çıkma
  • Gece idrara kalkma
  • Ağız kuruluğu
  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Sık acıkma
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Bulanık görme
  • Tekrarlayan idrar yolu veya cilt enfeksiyonları
  • Tekrarlayan mantar enfeksiyonları
  • Yaraların geç iyileşmesi
  • Ayaklarda veya ellerde uyuşma, karıncalanma ya da his azalması

Ancak özellikle tip 2 diyabette bu belirtilerin hiçbiri olmayabilir. Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi, kan şekerinin normal olduğu anlamına gelmez.

Diyabet Tanısı Nasıl Konulur?

Diyabet tanısı kan testleriyle konulur.

Tanıda temel olarak açlık kan şekeri, HbA1c ve gerektiğinde şeker yükleme testi (oral glukoz tolerans testi) kullanılır.

Diyabet tanısı için kullanılan başlıca değerler şunlardır:

Test Diyabet düşündüren değer
Açlık kan şekeri ≥126 mg/dL
HbA1c ≥%6,5
75 g şeker yükleme testinin 2. saati ≥200 mg/dL
Belirgin diyabet belirtileri olan kişide herhangi bir zamanda kan şekeri ≥200 mg/dL

Belirgin kan şekeri yüksekliği ve buna bağlı tipik belirtiler yoksa, tanının doğrulanması için genellikle ikinci bir anormal test sonucu gerekir.

HbA1c nedir?

HbA1c, son yaklaşık 2-3 aylık dönemde kan şekerinin genel olarak nasıl seyrettiği hakkında bilgi veren bir kan testidir.

Bu nedenle yalnızca o gün ölçülen kan şekerini değil, daha uzun dönemdeki kan şekeri kontrolünü değerlendirmemize yardımcı olur.

Ancak bazı kansızlıklar, hemoglobin hastalıkları, gebelik ve kırmızı kan hücrelerinin yaşam süresini etkileyen bazı durumlarda HbA1c sonucu kan şekerini doğru yansıtmayabilir. Bu durumlarda doktorunuz farklı testlerden yararlanabilir.

Prediyabet Nedir?

Diyabet gelişmeden önce kan şekeri normalden yüksek olabilir. Ancak bu yükseklik henüz diyabet tanısı koyduracak düzeyde değildir. Bu duruma prediyabet denir.

Prediyabet için kullanılan başlıca değerler:

  • Açlık kan şekeri: 100-125 mg/dL
  • HbA1c: %5,7-6,4
  • 75 g şeker yükleme testinin 2. saati: 140-199 mg/dL

Prediyabet, ileride tip 2 diyabet gelişme riskinin arttığını gösterir. Ancak prediyabet "kaçınılmaz olarak diyabet olunacağı" anlamına gelmez.

Kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabet gelişme riski azaltılabilir.

Kimler Diyabet Açısından Kontrol Edilmelidir?

Özellikle fazla kilosu veya obezitesi olan, ailesinde diyabet bulunan, tansiyon veya kolesterol yüksekliği olan, daha önce prediyabet saptanan, gebelik şekeri öyküsü bulunan veya fiziksel olarak hareketsiz kişiler diyabet açısından değerlendirilmelidir.

Güncel ADA önerilerine göre, başka özel risk faktörü bulunmasa bile erişkinlerde diyabet taramasına 35 yaşından itibaren başlanması uygundur. Prediyabet saptanan kişilerde ise en az yılda bir kez değerlendirme önerilmektedir.

Diyabet Nasıl Tedavi Edilir?

Diyabet tedavisi kişiden kişiye değişir. Her diyabet hastasına aynı ilaç veya aynı tedavi uygulanmaz.

Tedavinin temel parçaları şunlardır:

  • Sağlıklı ve dengeli beslenme
  • Düzenli fiziksel aktivite
  • Vücut ağırlığının sağlıklı aralıkta tutulması
  • Kan şekerinin düzenli izlenmesi
  • Gerekli durumlarda ilaç tedavisi
  • Gerektiğinde insülin tedavisi
  • Diyabete bağlı organ hasarlarının düzenli olarak kontrol edilmesi

Tip 2 diyabette günümüzde tedavi seçimi yalnızca kan şekerinin ne kadar yüksek olduğuna göre yapılmamaktadır. Kişinin kilosu, kalp-damar hastalığı, kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, hipoglisemi riski, kullandığı diğer ilaçlar, tedaviye erişimi ve kişisel tercihleri de dikkate alınır.

Örneğin kalp-damar hastalığı veya kronik böbrek hastalığı bulunan bazı kişilerde, kan şekerini düşürmenin yanı sıra kalp ve böbrekler üzerinde koruyucu etkileri bulunan ilaçlar tercih edilebilir. Kalp yetmezliği olan bazı hastalarda ise SGLT2 inhibitörleri bu amaçla özellikle önem taşır.

Bu nedenle diyabet ilaçları doktor önerisi olmadan başlanmamalı, bırakılmamalı veya değiştirilmemelidir.

İnsülin Kullanmak Hastalığın Kötüleştiği Anlamına mı Gelir?

Hayır.

İnsülin kullanmak diyabetin "son aşaması" olduğu anlamına gelmez.

Tip 1 diyabette insülin yaşam için zorunludur. Tip 2 diyabette ise hastalığın seyri sırasında pankreasın insülin üretme kapasitesi zamanla azalabilir ve bazı kişilerde insülin tedavisine ihtiyaç duyulabilir.

Bazı durumlarda insülin geçici olarak da kullanılabilir. Örneğin ciddi kan şekeri yüksekliği, hastaneye yatış, ameliyat veya bazı özel klinik durumlarda doktorunuz insülin tedavisi önerebilir.

Diyabet Tedavisinde Amaç Nedir?

Tedavinin amacı yalnızca kan şekerini düşürmek değildir.

Diyabet tedavisinde amaç:

Kan şekerini kişiye uygun hedeflerde tutmak, kan şekerinin aşırı düşmesini önlemek, sağlıklı vücut ağırlığını desteklemek ve kalp, böbrek, göz, sinirler ve diğer organlarda oluşabilecek hasarları önlemek veya geciktirmektir.

Bu nedenle diyabet tedavisi kişiye özel olarak planlanır. Güncel yaklaşım, hastanın tedavi kararlarına mümkün olduğunca katılmasını ve tedavinin kişinin yaşam koşulları ve tercihleriyle uyumlu olmasını da önemsemektedir.

Diyabet Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir?

Uzun süre kontrolsüz kalan diyabet:

  • Kalp krizi ve diğer kalp-damar hastalıkları
  • İnme
  • Kronik böbrek hastalığı
  • Görme kaybına yol açabilen göz hastalıkları
  • Sinir hasarı
  • Ayaklarda yara ve enfeksiyon
  • Cinsel işlev bozuklukları

gibi birçok sağlık sorununa yol açabilir.

Ancak diyabet tanısı konulması, bu sorunların mutlaka gelişeceği anlamına gelmez. Kan şekeri, tansiyon ve kolesterolün uygun şekilde kontrol edilmesi; sigaranın bırakılması; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve düzenli kontrollerle diyabete bağlı komplikasyonların riski önemli ölçüde azaltılabilir.

Diyabetli Kişilerin Hangi Kontrolleri Yaptırması Gerekir?

Diyabet yalnızca kan şekeri ölçülerek takip edilen bir hastalık değildir.

Düzenli takiplerde kişinin:

  • Kan şekeri ve HbA1c düzeyi
  • Kan basıncı
  • Vücut ağırlığı
  • Kolesterol düzeyleri
  • Böbrek fonksiyonları ve idrarda protein kaybı
  • Göz sağlığı
  • Ayak ve sinir sağlığı
  • Kalp-damar hastalığı açısından risk durumu

değerlendirilmelidir.

Güncel yaklaşımda diyabetli kişinin eşlik eden hastalıkları ve komplikasyonları bir bütün olarak değerlendirilmekte; tedavi planı bu sonuçlara göre kişiselleştirilmektedir.

Diyabet Tamamen İyileşir mi?

Tip 2 diyabet çoğu kişi için yaşam boyu takip gerektiren kronik bir hastalıktır. Bununla birlikte önemli miktarda kilo kaybı, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun tedaviler sonucunda bazı kişilerde kan şekeri ilaç kullanılmadan diyabet aralığının dışında seyredebilir. Buna diyabet remisyonu denir.

Remisyon, diyabetin tamamen ve sonsuza kadar ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kilo alınması veya hastalığın yeniden ilerlemesiyle kan şekeri tekrar yükselebilir. Bu nedenle düzenli takip önemini korur.

Diyabetten Korunmak Mümkün mü?

Tip 1 diyabetin rutin olarak önlenmesini sağlayan yerleşik bir yöntem bulunmamaktadır.

Tip 2 diyabet açısından ise sağlıklı yaşam alışkanlıkları önemlidir.

Özellikle:

  • Fazla kilonun önlenmesi veya azaltılması
  • Düzenli fiziksel aktivite
  • Sebze, meyve, kurubaklagil, tam tahıl ve yeterli protein içeren dengeli beslenme
  • Şekerli içeceklerin ve aşırı işlenmiş gıdaların sınırlandırılması
  • Sigara kullanılmaması
  • Yeterli ve düzenli uyku

tip 2 diyabet gelişme riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Diyabetli Bir Kişi Nelere Dikkat Etmelidir?

Diyabet tanısı konulduğunda kişinin hayatındaki her yiyeceği yasaklamak veya sürekli "şeker yememek" gerektiğini düşünmek doğru değildir.

Önemli olan kişiye uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmaktır.

Düzenli hareket etmek, ilaçları doktorun önerdiği şekilde kullanmak, kan şekeri kontrollerini aksatmamak ve önerilen göz, böbrek, ayak ve diğer kontrolleri yaptırmak diyabet yönetiminin önemli parçalarıdır.

Diyabet tedavisi kişiye özeldir. İnternette veya sosyal medyada önerilen diyetler, bitkisel ürünler veya ilaç değişiklikleri doktor önerisinin yerine geçmez.

Ne Zaman Acil Tıbbi Yardım Alınmalıdır?

Özellikle diyabetli bir kişide belirgin kan şekeri yüksekliği ile birlikte:

  • Şiddetli bulantı ve kusma
  • Karın ağrısı
  • Derin ve hızlı nefes alıp verme
  • Belirgin susuzluk
  • Bilinç bulanıklığı
  • Uykuya eğilim veya bilinç kaybı

gelişmesi ciddi bir kan şekeri yüksekliği tablosunun belirtisi olabilir ve acil tıbbi değerlendirme gerektirir.

Benzer şekilde ciddi terleme, titreme, çarpıntı, davranış değişikliği, bilinç bulanıklığı veya bilinç kaybı gibi belirtiler kan şekerinin aşırı düşmesine bağlı olabilir ve acil müdahale gerekebilir.

Diyabet yönetiminde en önemli nokta, kan şekerini yalnızca düşürmek değil; kişiye uygun hedeflerde güvenli şekilde kontrol etmek ve uzun vadede sağlığı korumaktır.

Ne Zaman İç Hastalıkları Uzmanına Başvurmalısınız?

Sık susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik veya bulanık görme gibi şikâyetleriniz varsa ya da kan şekeri ölçümleriniz yüksek çıkıyorsa değerlendirme için İç Hastalıkları uzmanına başvurmanızı öneririz. Diyabet tanınız varsa, kan şekeri kontrolünüzün yetersiz olması veya eşlik eden sağlık sorunlarınız bulunması durumunda da düzenli İç Hastalıkları uzmanı takibi önemlidir.