Derneğimizden
TİHUD Görüşleri
14 Mart 2010!

Artık alışkanlık haline geldi “Tıp Bayramı” kutlaması yerine, sorunları paylaşma, dertleşme toplantıları yapmak, yazıları yazmak 14 Mart’larda. Uzun yıllardan beri bunu yapıyoruz. Ancak insanlar mutlu oldukları, umutlu oldukları, yaşama daha bağlı oldukları zaman daha iyi çalışırlar. Bu nedenle geleceğe yine de umutla bakmak zorundayız.

İç Hastalıkları uzmanları olarak bizim de oldukça önemli sorunlarımız var. Bunların bir kısmı yakın zaman içinde çözümlenmesi gereken sorunlar. Bazıları ise gelecekte bize önemli yükler getirecek olanlar. Bunlara hazır olmaz isek, sadece İç Hastalıkları uzmanları olarak değil, tüm sağlık sistemi ve toplum olarak ciddi sonuçlarla karşılaşabileceğiz.

Bir kaç konuyu tekrar hatırlatmak istiyorum. İç Hastalıkları uzmanlarının kimliği ile ilgili ciddi sorunlar var. Bazı kurumların aldığı kararlarda, her ne hikmet ise, İç Hastalıkları uzmanları, aile hekimi ve genel pratisyen hekim meslektaşlarımız ile aynı kefeye konuyor. Halbuki İç Hastalıkları uzmanlarının aldığı eğitim, eğitimin süresi, klinik becerileri ve sorumlulukları adı geçen diğer hekimlerden çok farklıdır. Tüm dünyada İç Hastalıkları uzmanları “doktorların doktoru” olarak tanımlanmaktadırlar. Gerek hastanelerde, gerekse hastane dışında görevli uzman arkadaşlarımız, diğer uzmanlık dalları mensuplarının çözemediği sorunlarda yardımcı olmaktadırlar. Bu önemli farklılığı bazı kurumların görmezden gelmesi kabul edilemez.

Bir diğer konu, tedavi ile ilgili kararların sanki hastalıkların/organların uzmanı olanlara ait olduğu kanısının gittikçe yaygınlaşmasıdır. Daha önceleri toplumda görülen bu yanlış algılamanın, son yıllarda bazı kurumlar tarafından da benimsendiğini kaygı ve üzüntü ile gözlemliyoruz. Tüm dünya “hastalık/organ uzmanlığına dayalı” tedavi sisteminin çok pahalı bir hizmet sunumu sistemi olduğunu kabul ederken, bizde bazı tedavi uygulamalarının sadece bazı hastalıkların/organların uzmanlarına bırakılması ne kadar doğrudur, sorgulanmalıdır. İç Hastalıkları Uzmanları Hastaya Bir Bütün Olarak Yaklaşırlar.

Bugünün ve geleceğin en önemli sorunu kronik hastalıklardır. Sağlık Bakanlığının Şubat 2006’da yayınladığı rapora göre Türkiye’de 22 milyon kronik hastalıklı kişi vardır. Bunlara hastalıklar/organlar uzmanları mı hizmet verecektir? Bütün dünya kronik hastalıklarla ilgili hastalık yönetim modelleri geliştirmektedir. Bunun ortasına da “İç Hastalıkları uzmanı”nı yerleştirmektedir. Kronik ve birden fazla hastalığı olan hastaların sağlık hizmetinin koordinatörü İç Hastalıkları uzmanlarıdır. İç Hastalıkları uzmanları kronik hastalıkların sahibidir.

Bir diğer sorun, iç hastalıkları uzmanlık eğitimidir. Eğitim ve araştırma hastaneleri ve üniversite hastanelerinde “genel dahiliye” eğitimine önem verilmesi gerekmektedir. Yan dal uzmanlarının sorumluluğunu üstlendiği yataklı servisler, genel dahiliye eğitimine önemli derecede engel olmaktadır. Bunun yanı sıra ana görevi eğitim olan kurumların mutlaka öncelikle bu görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir. Maalesef son zamanlarda çoğu eğitim kurumunda hizmet her şeyin önüne geçmiş durumdadır.

Son olarak, performans sistemine değinmek istiyorum. “Hizmet başı” veya “Parça başı” performans ölçümü ve buna bağlı ücretlendirme tüm dünyada ciddi bir şekilde sorgulanmaktadır. “Hizmet başı” veya “Parça başı” performans sistemlerinin olumsuz yönleri şu şekilde özetlenmektedir:

1. Her türlü volümü arttırır
a. Daha fazla test,
b. Daha fazla görüntüleme,
c. Daha fazla yan dal konsültasyonu,
d. Daha fazla hastane yatışı.

2. Ancak kalite ve değeri düşürür.
a. Kalite ölçümü yoktur.
b. Gereksiz test ve görüntüleme sorgulaması yoktur.
c. Klinik sonuçlar sorgulanmaz (değerlendirilmes).
d. Daha fazla hasta güvenliği ihlallerine (tıbbi hataya) yol açar.
e. Daha kaliteli hizmet vermek isteyen ve veren hekimleri cezalandırır.
(Spotlight on payment reform, Health reform, Robert Wood Johnson Foundation, 23.09.2009). Bu sistem sağlık harcamalarını arttırırken, sağlık hizmeti kalitesinin azaltmaktadır. Tüm dünya “volüme dayalı” (hacime dayalı) sağlık hizmeti sunumundan “değere dayalı” sağlık hizmetine yönelmektedir. Kalite indikatörleri performans ölçümü sistemlerine entegre edilmektedir.

Unutulmaması gereken; sabit ücret ve kanıta dayalı sağlık hizmeti kalitesinin ölçülmesi sonrası terfi, EN ETİK ve etkin ücretlendirme yöntemidir (ABIM, ACP-ASIM, EFIM, Medical professionalism in the new millenium, Ann Intern Med, 2002).

Bütün bu sorunlara rağmen, yönetim kurulu olarak, tüm üyelerimizin, İç Hastalıkları uzmanlarının, yan dal uzmanlarının ve meslektaşlarımızın daha iyi günlerde bir arada olmasını diler, TIP BAYRAMINIZI kutlarız.

İç Hastalıkları uzmanı, erişkinlerin doktoru!


Saygılarımızla,

Dr. H. Erdal Akalın
Yönetim Kurulu Başkanı