Derneğimizden
TİHUD Görüşleri
Pandemik H1N1 Gribi Aşılarıyla İlgili Sorulan Sorular ve Önemi

Şu anda kış mevsimine girmekte olan Kuzey yarım kürede hızla yayılmakta olan pandemi (salgın), influenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu bir grip infeksiyonudur.

H1N1 virüsünün neden olduğu salgının boyutu nedir?

Şu anda kış mevsimine girmekte olan Kuzey yarım kürede hızla yayılmakta olan pandemi (salgın), influenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu bir grip infeksiyonudur. Bu virüs, insan, kuş ve domuz virüslerinin genetik materyallerinin bir karışımı olarak ortaya çıkmış yeni bir tür olduğundan dolayı, insanlarda virüse karşı daha önceden oluşmuş bir bağışıklık yoktur, bu nedenle de infeksiyonun dünya nüfusunun büyük bir kısmının etkilemesi beklenmektedir. 1 Kasım 2009 tarihi itibariyle 199 ülkeden vakalar bildirilmiştir ve infeksiyon yayılmaya devam etmektedir. Yine bu tarih itibariyle, dünyada tanısı kesinleştirilebilmiş olan 6000 ölüme neden olmuştur.

Grip aşılarının hastalıktan korunma konusuda etkisi nedir?

Grip aşıları, gripten korunmanın en etkili yoludur ve esas olarak iki çeşittirler:
1. Canlı zayıflatılmış aşılar
2. İnaktive aşılar

1. Canlı zayıflatılmış aşılar, grip virüsünün zayıflatılmış da olsa canlı halini içerdiği için, kullanımları çok kısıtlıdır ve koruyucu etkinliği inaktive aşılara göre daha az olabilmektedir. Küçük çocuklarda, gebelerde, 50 yaşın üstündeki kişilerde ve birçok başka durumda kullanılamaz. Burun içine sıkılarak (intranasal) kullanılan bu aşı, halen çok az miktarda üretilmekte ve çok kısıtlı sayıda kullanılmaktadır, ülkemizde kullanılmamaktadır.

2. İnaktif aşılar, tamamiyle cansız hale getirilmiş ölü virüs içerirler, kol kası içine enjekte edilerek uygulanırlar. Dünyada kullanılan grip aşılarının çok büyük kısmı inaktif aşıdır. Ülkemizde kullanılmakta olan aşılar da bu tür inaktif aşıdır. İnaktif aşılar da adjuvanlı ve adjuvansız olmak üzere 2 çeşittir.

Adjuvanlı aşı nedir, adjuvansız aşı nedir?

Adjuvanlar, aşıların içine bağışıklık sisteminin verdiği yanıtı arttırmak için konulan yardımcı maddelerdir. İçinde adjuvan olan aşılar 80 yıldan bu yana bir çok aşıda kullanılmaktadır, örneğin çocuklara yapılan karma, hepatit gibi aşılarda da adjuvan vardır. Uzun yıllardır en çok kullanılmış olan adjuvanlar alüminyum tuzlarıdır. Son 20 yıl içinde ise daha etkili adjuvanlar geliştirilmiştir, bunlardan en sık kullanılanları su ve yağ karışımından oluşanlardır. Adjuvansız aşılar grip infeksiyonunun en kötü etkilediği gruplar olan yaşlı ve küçük çocuklara uygulandığında, aşılananların yaklaşık %50'sinde korunma sağlarken, bu tür yeni adjuvanların kullanıldığı aşılar %90'ın üzerinde korunma sağlamaktadır. Adjuvanlı grip aşısı, 1997 yılından bu yana, 12'si Avrupa'da olmak üzere 23 ülkede kullanılmaktadır. Ayrıca adjuvanlı aşılar bağışıklık sistemini daha iyi uyarabildiklerinden dolayı, çok daha az miktarda ölü virus parçaları (antijen) içerirler. Bilimsel veriler, adjuvanlı ve adjuvansız aşılar arasında güvenlik açısından bir fark olmadığını göstermektedir, her iki tip aşının da çok iyi güvenlik kaydı vardır.

Aşı öncelikle kimlere yapılmalıdır?

Bugüne kadar H1N1 gribiyle ilgili tüm dünyadan toplanan verilere göre, bu hastalık bazı kişilerde daha ağır seyretmektedir, bunların öncelikli olarak ve hızlıca aşılanması gerekir. Hastalığın daha ağır seyretme riski olanlar aşağıda sıralanmıştır:

1. Gebeler
2. Sağlık çalışanları
3. Altı ay-24 yaş arasındaki çocuk ve gençler
4. Altı aydan küçük çocuklara bakım verenler ve aynı evde yaşayanlar
5. Kronik hastalığı olanlar (Solunum yolu, kalp, diyabet, karaciğer, böbrek hastalıkları gibi
6. Bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlar (Kanser, AIDS, romatolojik hastalıklar gibi)
7. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar alanlar (Transplantasyon hastaları, uzun süreli kortizon kullananlar gibi) Bu grupların yanında, toplumda düzeni sağlayan işlerde çalışanların da aşılanması gereklidir (Asker, polis, belediye görevlileri gibi)

Aşı kaç doz yapılmalıdır ve ne zaman korumaya başlar?

On yaşından itibaren tek doz aşı yeterlidir. Tam etkinliğin sağlanabilmesi için 9 yaş ve altındaki çocuklara, en az 3 hafta ara ile 2 doz yapılması gerekli görülse de, bütün çocukların tek doz bile aşılanması korunma açısından çok önemlidir. Aşı yapıldıktan 8-10 gün sonra koruyuculuk başlar, tam korunma 2 haftayı bulabilmektedir.

Hastalığı geçirmiş olanlar aşılanmalı mıdır?

Kişinin H1N1 gribini geçirdiği, Türkiye'de şu anda sadece 2 merkezde (Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi ve İstanbul Tıp Fakültesi) yapılan PCR tanı testleriyle kesinleştirildiyse, o kişinin aşı olmasına gerek yoktur. Bunun dışındaki kişiler, eğer aşı indikasyonları varsa aşı olmalıdırlar. Hastalığı geçirmiş olsa bile, kişinin aşı olmasının hiç bir sakıncası yoktur.

Yapılan aşı mevsimsel gripten de korur mu?

H1N1 gribi için üretilmiş aşı mevsimsel grip infeksiyonundan korunma sağlamayacağı gibi, mevsimsel grip aşısı da, H1N1 gribinden korunma sağlamaz.

Grip aşılarının yan etkileri nelerdir?

Adjuvanlı veya adjuvansız olsun grip aşılarının bilinen yan etkileri benzerdir ve şunlardır:

1. Aşı yapılan yerde, ağrı, şişlik, kızarıklık
2. Ateş, eklem ağrıları, halsizlik, başağrısı, başdönmesi, ellerde ayaklarda uyuşma
3. Vücutta döküntü, kaşıntı gibi alerjik reaksiyonlar
4. Ciddi alerjik reaksiyon, anafilaksi (görülme sıklığı 1 milyon dozda bir vaka: 1/1,000,000)

Bu yan etkiler aşı yapıldıktan sonra bir kaç saat ile 1-2 gün içinde ortaya çıkar ve yine bir kaç gün içinde kaybolurlar.

Kimlere aşı YAPILMAMALIDIR?

1. 6 aydan küçük çocuklara
2. Yumurta alerjisi olanlara
3. Daha önce grip aşısı olduktan sonra ciddi alerjik reaksiyonu olanlara
4. Daha önce grip aşısı olduktan sonraki 6 hafta içinde Guillain-Barré sendromu geçirenlere
5. Ağır, ateşli bir hastalık geçirmekte olanlara

Grip aşılarının içinde cıva var mıdır, bu tehlikeli bir madde midir?

Dünya büyük bir salgınla karşı karşıya olduğundan dolayı, çok fazla miktarda aşı gerekmektedir. Bu nedenle de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de dahil olmak üzere tüm dünyada şu anda kullanılmakta olan aşılar çoklu dozlarda üretilmiştir, yani aşı ambalajları içinde birden fazla kişiye yetecek miktarda aşı bulunmaktadır. Bu tür çoklu dozlu aşılarda, aşının başka mikroorganizmalarla kontaminasyonunu (kirlenmesini) önlemek için, cıvalı bir madde (thiomersal) kullanılmaktadır. Bu madde uzun yıllar boyunca, tüm dünyada, çocukluk çağı aşılarının içinde kullanılmıştır, son yıllarda aşılar büyük oranda tekli dozlarda üretildiğinden, bu maddenin kullanımı da azalmıştır. Thiomersal'in yoğun olarak kullanıldığı yıllarda aşılanan çocuklarla ilgili bilgiler kullanılarak yapılan birçok bilimsel araştırma, bu maddenin hiçbir istenmeyen etkisinin olmadığını göstermiştir. Ayrıca bu araştırmalar, farklı birçok bilimsel kuruluş (CDC, FDA, NIH, IOM, ACIP, AAP*) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, yakın dönemde tekrar gözden geçirilmiş ve thiomersal maddesinin aşılarda kullanılabilir, güvenli bir madde olduğuna karar verilmiştir. Bu maddeyi içeren aşıların, bebeklerde, çocuklarda ve gebelerde kullanılmasında hiçbir sakınca bulunmamıştır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde içinde cıva olmayan aşı mı kullanılmaktadır?

Hayır, ABD de nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan 200 milyon kişiyi aşılamayı planladığından dolayı, içinde cıvalı koruyucu madde (thiomersal) olan çoklu dozlu inaktive aşı kullanmaktadır. Az miktarda, tek kişilik doz içeren ve bu nedenle içinde thiomersal bulunmayan aşı da ısmarlamış olmasına rağmen, aşı üretecileri, tüm dünyaya çok miktarda aşı yetiştirmek zorunda olduklarından, tek dozluk aşıları çok az miktarda üretebilmişler ve ABD'nin ısmarladığı sayıyı da üretemeyecekleri anlaşılmıştır.

Grip aşısına bağlı meydana geldiği söylenen Guillain-Barré Sendromu nedir?

Guillain-Barré Sendromu (GBS) nadir görülen bir hastalıktır, kişinin bağışıklık sistemi, kendi sinir hücrelerine zarar verir ve bunun sonucunda kas güçsüzlüğü ve felç ortaya çıkabilir. Bu belirtiler bir kaç hafta ile bir kaç ay arasında devam edebilir, bir çok kişi tamamiyle düzelirken, bazı hastalarda bu sinir harabiyeti kalıcı olabilir. Erişkinlerde, özellikle 50 yaş üzerindekilerde, gençlere göre daha sık görülür.

Grip aşısı Guillain-Barré Sendromu'na neden olur mu?

Guillain-Barré Sendromu'nun nedeni bilinmemektedir, ancak, bu hastaların üçte ikisi (2/3) hastalık başlamadan önceki bir kaç hafta içinde soğuk algınlığı, grip, ishal gibi hastalıklar geçirmişlerdir. Her yıl ABD'de 6000 ile 9000 GBS vakası görülmektedir (her hafta yaklaşık 140 vaka). 1976 yılında, ABD'de bir salgın başlayacağı düşünülerek, çok sayıda insana uygulanan bir grip aşısı sonrasında, GBS vakalarında artış olduğunu gösteren bir çalışma mevcuttur. Bu artış her 100,000 aşı sonrasında fazladan 1 vaka olarak bildirilmiştir. O tarihten bu yana, bu konuyu araştıran bir çok, uzun süreli çalışma yapılmış ve bunların büyük çoğunluğu, grip aşısı ile GBS arasında bir ilişki bulamamışlardır. Sadece 2 çalışma, 1 milyon doz aşı sonrasında 1 vaka olarak, risk bildirmişlerdir. Konu hala araştırılmaya devam etmektedir. Ancak, şu anda karşı karşıya olunan grip salgını bu sayılarla karşılaştırılamaz ölçüde riskler taşımaktadır.

Hastalıklara karşı koruyucu olan aşı uygulaması bir RİSK taşır mı?

Her türlü ilaç ya da aşı istenmeyen ve beklenmeyen etkilere yol açabilir. Toplumda çok sık kullanılan ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar için bile bu geçerlidir. Bu nedenle ilaçlar ve aşılar, ancak sağlayacakları yararlar, ortaya çıkma ihtimali olan yan etkilere göre çok daha fazlaysa, onaylanır ve kullanıma sunulurlar. Bununla birlikte ruhsatlı ve kullanımdaki tüm ilaç ve aşılar yeni belirlenecek yan etkiler yönünden yakından izlenir, önemli bir bulgu ortaya çıkarsa ciddi önlemler alınır. Şu an kullanılmakta olan grip aşılarını kullanan bir çok gelişmiş ülke, EMEA (European Medicines Evaluation Agency) ve DSÖ, bu tür bir riske karşı yakın izlem yapmaktadırlar.

Halen ülkemizde kullanılmakta olan aşılar, tüm dünyada kullanılmaktadır. Bu aşıları kullanmakta olan her ülkenin kendi sağlık otoritesi (Türkiye'de Sağlık Bakanlığı) ve Avrupa'da ilaç ve aşılara lisans veren kuruluş olan EMEA, bu aşıların güvenlik ve etkinliğini değerlendirerek kullanımlarını onaylamıştır. Dünya Sağlık Örgütü de, şu an ülkemizde kullanılmakta olan aşıların kullanımını onaylamakta ve desteklemektedir.

Amerika'da neden adjuvansız aşı kullanılmaktadır?

ABD bu salgından en erken ve en ağır etkilenen ülkeler arasındadır. Bu nedenle aşı siparişini çok erken dönemde vermiş ve her zaman kullanmakta olduğu mevsimsel grip aşıları gibi üretilen adjuvansız H1N1 grip aşılarından ısmarlamıştır. ABD'de kullanılan bu aşıların üretimi için kişi başına 15µg antijen (ölü virüs parçacıkları) gerekmektedir. Fakat H1N1 salgınının bir pandemiye dönüşmesi ve tüm dünya ülkeleri için çok hızlı aşı üretilmesi gereği ortaya çıkınca, bir çok ülke, içinde daha az antijen bulunan ve buna rağmen daha iyi korunma sağlayan adjuvanlı aşılardan ısmarlamıştır. DSÖ de bu karara ön ayak olmuş ve ülkeleri bu tür aşı kullanmaları açısından desteklemiştir. Bütün Avrupa Birliği ülkeleri de adjuvanlı aşı kullanmaya karar verdiği için, EMEA bu aşıları, etkinlik ve güvenlik açısından değerlendirmiş ve onaylamıştır. Halen ABD ve Avusturalya hariç, diğer ülkelerin kullandığı aşıların çok büyük çoğunluğu adjuvanlı aşılardır. Sadece gebelerde yeterli deneyim olmadığı için adjuvansız aşı kullanılmasına çalışılmaktadır. Bununla birlikte DSÖ gebelerde de adjuvanlı aşıların rahatlıkla kullanılabileceğini belirtmektedir.
ABD'de, aşıların büyük miktarda antijen gerektirmesi dolayısıyla aşılama çok yavaş gitmektedir, halen aşılanması gereken kişilerin çok büyük çoğunluğu aşılanamamış durumdadır. Aşı üretiminin bu kadar yetersiz ve yavaş olması nedeniyle ABD'de kayıpların beklenenin üzerinde olacağı korkusuna yol açmışır ve adjuvansız aşı kararı nedeniyle ülkede önemli tartışmalar olmaktadır. Bu nedenle ABD 700 milyon dolar harcayarak adjuvan satın almış ve salgının gidiş hızına göre her an kullanıma hazır olarak bekletmektedir. Ayrıca, ABD'nin adjuvansız aşı kullanma kararı, kararı diğer dünya ülkelerini de olumsuz etkilemektedir çünkü aşı üreticilerinin üretmekte olduğu kısıtlı miktardaki antijenin yaklaşık %50'sini ABD tek başına tüketecektir.

*CDC (US Centers for Disease Control), FDA (US Food and Drug Administration), NIH (US National Health Institute), IOM (US Institute of Medicine), ACIP (US Advisory Committee on Immunization Practices), AAP (American Academy of Pediatrics)


Dr. Sibel Aşçıoğlu

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim dalı
İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi