Derneğimizden
TİHUD Görüşleri
İç Hastalıkları Uzmanlarının Sorunları

10. ULUSAL İÇ HASTALIKLARI KONGRESİ
15-19 Ekim 2008


Performans sistemi ile ilgili sorunlar

1- Performans değerlendirmesinin muayene edilen hasta sayısına göre yapılması etik değildir. İç hastalıkları kliniklerinde hasta bakılması, diğer branşlarla kıyaslandığında son derece zaman alıcıdır ve klinik beceri gerektirir. Ancak, performans sisteminde dahiliye uzmanları değerlendirdikleri hastalar için sabit poliklinik puanı almaktadırlar. Bu durumda, hastalar için harcadıkları zaman ve klinik becerileri göz ardı edilmekte, verilen hizmetin niteliği dikkate alınmamaktadır.

2- İç hastalıkları uzmanları tarafından verilen hizmetin niteliğini değerlendirecek ölçütler bulunmamaktadır.

3- Hekimlik zor bir meslektir ve tüm hekimlerin sadece aktif olarak çalıştığı süreçte değil emeklilik döneminde de göğsü dik, alnı açık yaşayabilecek kadar para kazanması gereklidir. Peformans sisteminde kazanılan primler emekliliğe yansımamaktadır.

Mecburi hizmet ile ilgili sorunlar

4- Yan dal uzmanlığı da dahil edildiğinde, mecburi hizmetini tamamlamış bir doktor ortalama 40-45 yaşına gelmektedir. Hekimler, iç hastalıkları uzmanı ve yan dal uzmanı oldukları için cezalandırılmaktadır. Oysa, mecburi hizmet herkes için sadece bir defaya mahsus olmalıdır.

5- Öğretim görevlisi olarak üniversitelerde çalışmaya devam edecek uzman hekimler, mecburi hizmetlerini tamamlayarak kurumlarına döndüklerinde ortalama 40-45 yaşlarında olacaklardır. Bu durumda 8-10 yıl sonra üniversitelerde öğretim üyesi olarak çalışacak doktor bulunamayacaktır.

6- Şu anda üniversitelerde çalışmakta olan yan dal uzmanları, çalışmakta oldukları kurumların ihtiyaçları gözetilmeksizin mecburi hizmete gönderilmekte ve bu kurumların bazıları uzman olmadığı için ilgili bölümü kapatmakta, ancak asistan eğitimine devam etmektedir. Bu da eğitim kalitesini düşürmektedir.

Aile hekimliği sistemi ile ilgili sorunlar

7- Aile hekimliği sistemi ile mecburi sevk zinciri işlemeye başladığında dahiliye uzmanlarına başvuracak hasta sayısının azalmasından endişe duyulmaktadır. Sevk zincirinin uygun işlemeyeceği ve dahiliye uzmanının değerlendirmesi gereken hastalara aile hekimleri tarafından tedavi verileceği konusunda kaygılar vardır.

8- Aile hekimliği sisteminde eğitim hastaneleri ve üniversite hastanelerinin yeri net değidir.

Tam gün yasası ile ilgili sorunlar

9- Tam gün yasası ile üniversite hastanelerinde çalışan hocaların, yaşamlarını aynı kalitede devam ettirmek için ortalama günde 40 hasta bakması gerekecektir. Oysa üniversiteler yarının hekimlerini yetiştirmektedir ve bu insanların birinci görevi eğitimdir. Öngörülen koşullarda eğitim olumsuz yönde etkilenecek ve bilimsel yayın sayısı azalacaktır.

10- Doktorlar kamu hastaneleri ve özel hastanelerde çalışmaya mahkum edilmektedir. Oysa isteyenler muayenehane hekimliği de yapabilmelidir.

Diğer sorunlar

11 - Dahiliye polikliniklerinde hekim başına düşen hasta sayısı çok fazladır. Muayene için kısıtlı süresi olan uzman hekimler yeterli bilgi, beceri ve teknik olanaklara rağmen hastaların ihtiyacı olan hizmeti uygun şekilde karşılayamamaktadır.

12- Uzman doktorlar, aslında birinci basamakta çözüm bulabilecek hastalar ile doğrudan karşılaşmaktadır. Bu durum hasta memnuniyetini arttırırken, gerçekten uzman düzeyinde teşhis ve tedavi edilmesi gereken hastalara yeterince vakit ve para ayrılamamasına sebep olmaktadır.

13- Sağlık bakanlığı verilerine göre hekimler 5 yıl öncesine kıyasla daha iyi durumdadır, oysa mevcut sistemde iç hastalıkları uzmanlarının memnuniyeti azalmıştır ve diğer branşlarda da olduğu gibi, hekimlerin memnuniyetini değerlendirecek bir ölçek bulunmamaktadır.

14- Türkiye’de çalışmakta olan iç hastalıkları ve yan dal uzmanlarının kesin sayısı ve dağılımı net olarak bilinmemektedir.

15- Eğitim hastanelerinde uzman statüsünde çalışacak dahiliye doktorlarına ihtiyaç vardır.

16- Bakanlık verilerine göre yoğun bakım yataklarının sayısı arttırılmıştır, ancak yoğun bakım yan dal uzmanlığı olarak onaylanmış değildir.

17- Sağlık hizmetlerinin objektif olarak değerlendirileceği ölçeklere ihtiyaç vardır. Hasta memnuniyeti tek başına belirleyici faktör olmamalıdır. Sağlık sistemindeki değişikliklerin izlenmesi için bu objektif ölçekler evvelin ve sonranın değerlendirmesi için kullanılmalıdır.

18- Ülkemiz koşullarına uygun olarak düzenlenmiş teşhis ve tedavi kılavuzlarına ihtiyaç vardır. Bu kılavuzların sadece hekimlere değil vatandaşlara, geri ödeme kuruluşlarına ve hatta adliyeye bakan yüzü de olmalıdır.

19- Hastanelerde kalitenin arttırılması için bazı yönergeler hazırlanmıştır ve bunlara her gün bir yenisi eklenmektedir. Bu bağlamda her şeyin yazılı olarak belgelenmesi zorunludur. Ancak tıbbi sekreterler başta olmak üzere konuyla ilgili yeterli sayıda personel yoktur. Bu durum her şeyi yapmak zorunda kalan doktorun iş yükünü daha da arttırmaktadır.

20- Son yıllarda görsel ve yazılı basının da olumsuz yönde katkıları ile hekimlerin saygınlığı azalmıştır.